Gönül Darlığı 9/1/2008 tarihinde admin YAZDI
İnsan bazen öyle gönül darlığına düşüyor ki, adeta boğulacakmış gibi oluyor ve ruh dünyasının bütün bütün karardığını zannediyor. Böyle bir halden kurtulmanın ve kalbdeki düğümü çözmenin çaresi nedir?
Bu halin tasavvuftaki unvanı "kabz"dır. Lügat itibarıyla, iç darlığı, tutulma, gerilme, sıkılma, avuç içine alınma, canı çıkacakmış gibi olma manalarına gelen "kabz", tasavvuf ıstılahında, insanın, sımsıkı bir münasebet içinde bulunması lâzım gelen ebedî feyiz kaynağıyla alâkasının gevşemesi ve mânevî feyizlerinin kesilmesi sebebiyle, kısmen de olsa boşlukta kalması ve kalbinin kasvetle kasılması demektir. Buna karşılık, sözlüklerde yayma, açma, sergileme, ferah-fezâ bir duruma erme şeklinde tarif edilen "bast" tabiri ise, tasavvufta, gönlün genişleyip şenlenmesi ve zihnin en muğlak meseleleri dahi çözebilecek seviyeye yükselmesi, dolayısıyla insanın ilahî lütufları hissetmesi ve yüreğinin neşeyle atması manalarına gelmektedir.
Kâbız ve Bâsıt İsimlerinin Tecellileri
Mevlânâ'nın ifadesiyle kalb, tecelligâh-ı ilahî deryasının sahilidir. O deryanın tecelli dalgaları devamlı kalb sahiline çarpar durur. Bunlar ışık tayfları gibi değişik şekil ve boylarda olurlar ve uğradıkları yerlerde kendi keyfiyetlerine göre değişik tesirler hasıl ederler. Bu dalgalardan bir kısmı Cenâb-ı Hakk'ın "Bâsıt" ism-i şerifinin tecellileri olarak gelir. Bâsıt; dilediği kuluna ihsan ve lütuflarını bol bol veren, ona güzel bir hayat, daimi saadet ve geniş rızık bahşeden demektir. Dolayısıyla, Bâsıt isminin tecellisi olan dalgalar kalbi inşiraha gark ederler. O engin deryanın bir kısım dalgaları da "Kâbız" isminden neş'et ederler. Kâbız ise; ihsan ve lütuflarını bazen kısan, istediği kulundan servet ü sâmanı, evlâd ü ıyâli, hayat zevkini, gönül ferahlığını alıveren manalarına gelir. Kâbız isminin tecellisi olan dalgalar kalbe gelip çarptığı zaman orada bir sıkıntı, bir kalak ve iç darlığı meydana getirirler.
Cenâb-ı Hakk'ın Kâbız isminin tecellileri mutlaka her insanda tesirlerini gösterir. İnançsız kimselerde bu tesirler, bunalım, stres ve buhran şeklinde ortaya çıkar; onlarda intiharlara sebebiyet veren sâik de çoğu zaman bu türlü bir kabz halidir.
Kadın hakları savunucusu kadın, panelin yapılacağı salona giriyor! Geç kalışının özrünü beyan ediyor:
- Af edersiniz, geciktim.
- Hayrola, trafiğe mi takıldınız?
- Hayır hayır, bizim kadın gelmedi de bu sabah, evden çıkamadım, o yüzden geciktim.
“Bizim kadın” dediği hizmetçisi. Panel başlıyor, söz sırası hanımefendiye geliyor. Öyle bir üslubu var ki zannedersiniz kadın-erkek birbirine düşman iki farklı yaratık! Üç-beş cümle eğitimden söz ediyor. Kadınların eğitimsizliğinin faturasını İSLAMA çıkarırken; evlilik, nikah, boşanma, mirastan aldığı pay ve sosyal hayattan dışlanması gibi konu başlıklarıyla kadınların yaşadığı sıkıntıları anlatıyor uzun uzun. Ve ilginç bir şekilde gelenekleri, adetleri nasıl oluştuğunu araştırmadan dine yamayarak İslam’ı suçluyor. Hele hele kadının ekonomik, sosyal hayattan dışlanmışlığını anlatırken söylediği cümle; “Eve hapsedilip kocasının ve çocuklarının hizmetçisi oldu kadınlar.”
Be kadın, kadınlar senin evine gelip pisliklerini temizleyince, pis çamaşırlarını, pis bulaşıklarını yıkayınca ekonomik, sosyal hayata katılmış oluyor da kendi evinde aynı işleri, kendi eşi ve çocukları için yaptığında nasıl sosyal hayattan dışlanmış oluyor? Bize bunu anlatsana hele!.. Buram buram art niyet kokuyor...
Devami
Anti diyalog masali adi altinda bir tn blog web sitesi yaptik ve paylasimlarda bulunduk buradan yola cikarakda yeni bir web sitesi kurarak forum adi altinda hep beraber paylasima sunduk
icerisinde
Siyaset
gündem haberleri
sanat kültür ve edebiyat
vs.....
bir forum sitemiz bulunmaktadir arzu eden kardeslerimiz gelip paylasimlarda bulunabilir. icerisinde müslümanlik,hristiyanlik,yahudilik kategorileri bulunmakda
ve
Diger dinler adi altindada payasimlari vardir hakkaniyeti en güzel vesile ile olusturmak dilegi ile buyrun ziyaret edin hep beraber olalim
Kutlu Zaman Dilimi Üç Aylar 25/12/2007 tarihinde admin YAZDI
Üç ayların kendilerine mahsus bir tadı bir şivesi vardır ki, onları yılın diğer aylarından ayırır.. her ayın güzellik ve nefâsetinin zâhirî duygularımızla hissedilip yaşanmasına mukâbil, bu müstesna zaman dilimi kalple ve bâtınî duygularla yaşanır. Bu aylarda gönül dünyalarına yönelen insanlar, iman ve iz'anlarından fışkıran ışıklarla eşyanın perde arkasını süze süze, duygularıyla, içinde ebedî bir ömür sürecekleri firdevslere uyanmış ve ulaşmış gibi olurlar. Onlar için bu aylardaki günler, geceler, hatta saatler ve dakikalar âdeta bir başka büyüyle gelir-geçer; gelip geçerken de derecesine göre herkese mutlaka bir şeyler fısıldar.
Bu aylarda zaman hep uhrevî renklerle tüllenir.. insanlar tıpkı öbür âlemin sakinleriymişçesine mûnisleşir ve sırlı bir derinliğe ulaşırlar. Herkes kendi iç derinliklerinden olduğu gibi, varlığın sînesinden de ukbâ buudlu bir şiiri dinler ve yığın yığın hülya ve hatıraların, beklenti ve rüyaların gurup ve tulû'larında dolaşır. Yer yer hüzünlü, zaman zaman da neşeli tedâileriyle üç aylar, bize hem yitirilmiş bir cennetin hasretini hatırlatırlar hem de buğu buğu onu yeniden bulabileceğimiz ümidiyle bütün benliğimizi sararlar. Evet, hayatımızın her dakikasını ayrı bir saadet ve neşeye, ayrı bir gerilim ve hamleye çeviren bu günlerdeki hâtıra ve tedâiler, duygularımızı sessiz bir şiire, hayatlarımızı da sihirli bir güzelliğe çevirirler.
Biraz da üç aylardaki nurların gönüllere sinmesiyle sokaklardaki ışıklar, minarelerdeki mahyalar, her taraftaki rûhânî canlılık ve ma'bedlere koşan insanların simalarındaki letâfetle dünyadakinden daha çok cennetteki zamanları hatırlatan bu nûrefşan zaman dilimi, kadrini, kıymetini bilenlere ayrı ayrı lezzetler ve zevk-i rûhânîler sunar. Evet o, imanı, İslâm'ı, ma'bedi ve ibadeti duyup anlayanları; marifet, muhabbet ve ledünnî hazlara açık olanları, değişik dalga boyundaki ışıklarının renkleri, latîf latîf esen havasının incelikleri, uğradığı herkesi büyüleyip geçen zamanın seslerinden toplanmış ve ruhları sarıp okşayan o sonsuz zevk meltemleriyle kucaklar hepimizi.
Hemen her sene zamanın bu altın dilimini idrak edince, âdeta, ötelerin ayn-ı hayat olan o sevimli, neşeli mavimtırak günlerine bir kere daha kavuşur gibi oluruz. Evet, bir kere daha gönül gözlerimizde her yan baharla tüllenir.. her tarafta yeniden hayat köpürür.. dağ-bayır yeşerir ve renklerle kahkaha atar.. çiçekler raksa durur, bülbüller nâralar yağdırır.. ve duygular gülden, lâleden alevlerini alıyor gibi olur. Öyle ki her yanda esen bu umûmî hava gönüllerimizi bir mutluluk vaadiyle kaplar ve bize ne bilinmedik, ne sezilmedik şeyler fısıldar. Hatta hayatları bedbinliğe, karamsarlığa kilitlenmiş insanlar bile bu semâvî şehrâyinden nasiplerini alırlar. Hele günler, o ibadetle derinleşen saatlerini, hayatın gerçek mânâsını terennüm etmek için gönüller üstünde bir mızrap gibi hareket ettirdiğinde, kuş cıvıltıları safvetinde ve bir çocuk neşesi tadındaki ezan dakikalarının cennet güzellikleri kadar tesirli ve bu güzelliklere meftun bir kalp gibi olgun ve dolgun ibadet saatlerinin, Hakk'ı muhatap alma ve Hakk'a muhatap olma mânâsıyla tüten zebercet duyguların zikr u fikirle sînelerimizi coşturan şiiri başlar.. başlar da, varlığın çehresindeki perdeler sıyrılır ve Hakk'a yakın olmanın o kendine mahsus, huzur ve itmi'nan dolu lezzetli, sımsıcak mavi dakikaları bizim olur. Günde beş, haftada lâakal otuzbeş defa, âdeta bir nurdan helezon çevresinde dolaşır, gönüllerimizde miraç fırsatlarına erer ve hep insan-ı kâmil olmanın rüyalarıyla yaşarız.
Üç ayların başlangıcı, kamer birkaç gün önce zuhur etse de, rağbetlere açık inayetle tüllenen bir perşembe akşamı 'merhaba' der ve bir mızrap gibi gönüllerimize iner. Ulu günlere ve daha bir ulu güne akort olmaya teşne duygularımızı ilk defa uyarıp coşturan 'Regâib' bir ses ve enstrüman denemesi gibidir. Yirmi küsur gün sonra gelecek olan Miraç ise, tam hazırlanmış ve gerilime geçmiş ruhlar için âdeta, semâvî düşüncelerle, gök kapılarının gıcırtılarıyla ve uhrevîlik esintileriyle gelir. Beraât bu tembihlerle uyanmış ve tetikte bekleyen sînelere kurtuluş muştularıyla seslenir. Kadir Gecesi'ne gelince, bu kadirşinas insanları, tasavvurlar üstü ve ancak bin aylık bir cehd ile elde edilebilecek feyiz ve bereketle kucaklar ve onları afv u mağfiret meltemleriyle sarar.
Üç ayların bu olabildiğince tatlı ve imrendiren sıcaklığı, imanlı gönüller için gece-gündüz demeden devam eder. Her gün bütün parlaklık ve canlılığıyla bereketlerini başımıza boşalttıktan sonra gidip ufka kapanınca, arkadan yepyeni, âsûde ve buğu buğu güzellikleriyle bir başka sabah tulû' eder.. gönüllerimizi dolduran, iç âlemlerimizde gizli gizli bir şeyler örgüleyen hüşyar gönüller için oldukça hülyalı bir sabah..
Recep ayının girmesiyle Rahmeti Sonsuz'a karşı duâ, niyaz, hamd u senâ ve tam bir teyakkuzla hazırlığa geçen ruhlar, ayın sonuna doğru ötelere uyanmış gibi tam bir temâşâ zevkine ererler.. ererler de hemen herkesin dili, edâsı, üslûbu değişir ve çehrelerini bir heybet, bir haşyet ve bir ümit sevinci bürür. Herkes daha ziyade kalp diliyle konuşmaya başlar.. beşerî sertlikler daha bir yumuşar.. ve bunlar arasında bir hayli insan, miraç yapacakmışçasına bütün dünyevî ağırlıklarını atar ve âdeta ruh hiffetine ulaşır. Derken Hakk'a yönelmiş bu insanların gönüllerinden taşan nûrâniyet ve sîmâlarındaki rengârenk incelik en katı kalpleri dahi yumuşatacak ve rikkate getirecek ölçülere ulaşır.
Recep ayının girmesiyle, her zaman ayrı bir derinlikle tüllenen geceler, daha bir büyülü hal alır ve herkese ne dâhiyâne düşünceler ilham ederler. Hele, ondaki bu gecelerin ötelere açık menfezleri sayılan kutlu zaman parçaları, her zaman bize, gönüllerimize benzeyen emeller ve cennet duygularıyla coşan hülyalar aşılarlar.. aşılarlar da, sonsuzluk arzularımızı kucaklar ve ruhlarımıza yeni yeni rüyaların kapılarını aralarlar. Hemen her gece benliğimizde uyukluyor gibi sessiz sessiz duran hislerimizi uyarır ve bize dünyadakinden daha derin saadet düşünceleri ilham ederler.
Kitaplarda 'Şehrullâhi'l-Muazzam' diye geçen Şaban ayını, bütün varlığa ve benliğimize sinmiş bir lezzet gibi duyar ve gönüllerimizin ümide, beklentiye, uhrevî güzelliklere kaydığını hisseder gibi oluruz. O, gecesiyle-gündüzüyle, insana Ramazan besteli büyülü bir musiki gibi tesir eder.. ve kendisine sığınanları semâvî kollarıyla sarar.. bir anne şefkatiyle kucaklar ve onları rahmetin enginliklerinde dolaştırır. Onu kendi ruhuyla idrak edenler için, sanki zaman delinmiş de, duygularımıza zamanüstü âlemlerden bir şeyler akıyor gibi olur. Öyle ki, herkes onun aydınlık dakikalarında ve onu duymanın enginliklerinde bir adım daha atsa, kendini, bir sihirli merdivene binip ötelere yürüyecekmiş gibi sanır. Hemen her gün, her gece, her saat ve her dakika fıtratlarımızdaki gizli sonsuzluk arzusu ve ebediyet düşüncesiyle kim bilir kaç defa ötelere ihtiyacımızı hisseder ve bu Allah ayının araladığı menfezlerle emellerimizi temâşâya koşarız.
Derken sımsıcak, olabildiğince yumuşak ve hummalı dakikalarıyla Ramazan ufukta belirir.. vicdanlar teyakkuza geçer, bütün gönüller uyanır, bütün duygular coşar.. ve insanlar oluk oluk ma'bede akar; oradan da Rabbine yürür. Ramazan'ın gelmesiyle ruhunun râbıtaları daha bir güçlenir.. uhrevî arzu ve emeller daha bir köpürür; köpürür ve duygular üzerine bir mızrap gibi inip kalkan bir Ramazan mülâhazası, inanmış sîneleri aşkla, şevkle coşturur ve onların ruhlarında âdeta yangınlar meydana getirir. Denebilir ki, Ramazan senenin en nurlu, en içli, en tesirli, en lezzetli günleri ve ledünnî hayatımızın da en önemli bir iç dinamizmi olarak bütün benliğimize siner ve bize en uhrevî hazlar yaşatır. Çarşı-pazar ve sokakların görüntüsü ötelere ait duygularla köpürür. Minarelerin solukları gönüllerde Kur'ân hüznüyle yankılanır.. ma'bedler ışıktan fistanlara bürünür ve imanlı gönüllerin avazlarıyla inler. Evden ma'bede, ma'bedden mektebe her yerde Hakk'a yönelişin sevinç ve itmi'nânı yaşanır.. ibadetle şahlanan sîneler, bütün güzelliklerini ortaya döker.. en mahrem çizgileriyle iç dünyalarından kopup gelen aşklarını, şevklerini haykırırlar. Bu insanlar, güya 'vuslata hazırlanın' emrini almış gibi her geceyi bir 'şeb-i arus' arifesi sayar ve her günü de engin bir vuslat duygusuyla geçirirler.
Evet, Ramazan'daki her seste bir başlangıç vaadi, her solukta bir kurtuluş ümidi nümâyândır. İftarlar, bize bir kısım sırlar fısıldar ve ufkumuzda büyük buluşmanın çağrışımlarıyla tüllenirler.. teravihler ümit dünyamıza neler neler vaadederler.. geceler, âdeta nazlı bir gelin edâsıyla bize harem kapılarını aralar ve vâridâtın her türden dalga boyuyla ışık olur gönüllerimize akarlar.. imsaklar tıpkı vapur düdüğü, uçak sesi ve füze tarrakalarıyla tınlar ve Dosta vuslat yolunda bir gece yolculuğunu salıklarlar... Nihayet upuzun bir gün, o tatlı buluşmanın telaşlı ama dikkatli, heyecanlı fakat ümitle dolu saatleriyle gelir her yanımızı sarar.
Ramazan'da hayat o kadar derin ve anlamlıdır ki, konuşulan her söz, duyulan her ses insana, onun gönlünden fışkıran bir besteymiş gibi gelir; gelir de en tatlı nağmeler halinde duygularımız süzülmeye başlar. Her zaman ruhun bir tomurcuk gibi açılmasına ve benliğin derinliklerinde uyuyan duyguların uyanmasına vesile olan ve bizi en büyüleyici, en enfes hülyalar âleminde dolaştıran Ramazan, hepimizi ta iliklerimize kadar bir aşk u şevk ve bir vuslat ihtiyacıyla yoğurur ve gönüllerimize gerçek hayatın neşvesini duyurur.
Ramazan'da tam azığını alabilen herkes, burada elde ettiklerinin ötesinde, yürüdüğümüz bu nurlu fakat biraz buğulu yolun sonunda, hep özleyip durduğu bir ebedî saadetin var olduğunu anlar ve bütün benliğiyle O'na yönelir. Evet, her iftar ve her imsakta insan, kendine yepyeni bir vuslat kapısının aralandığını seziyor gibi olur ve iki adım ötede daha çaplı ve daha büyüleyici bir buluşma ihtiyaç ve ümidini duyar; duyar da bir tarafta gurbet ve yalnızlık, diğer tarafta da beklenti ve hülyalar onları daha engin bir büyü ile sarar ve hakîkî aşkın derinliklerine çeker. Öyle ki, onların sînelerinin enginliklerinde olduğu gibi, mekânın sonsuzluğunda da her şeyin aşk etrafında cereyan ettiğini duyar ve kendilerinden geçerler. Kadın-erkek, genç-ihtiyar, zengin-fakir herkes, kendi idrak seviyesine göre, Ramazan'da önemli bir hazırlık dönemi yaşar; sonra da hiç bitmeyecek bir yol mülahazasıyla hep Allah'a yürüyor gibi olurlar...
Sızıntı, Şubat 1994, Cilt 16, Sayı 181
Site Map 12/12/2007 tarihinde admin YAZDI12/12/2007: Hülyalarımızdaki Yarınlar 12/12/2007: Hürriyet 12/12/2007: İlim Aşkı
12/12/2007: İlim Düşüncesi 12/12/2007: İlâhî Günleri Düşünürken12/12/2007: İnanan Gönüller
12/12/2007: Kalplerin Sultanlığına Doğru 12/12/2007: Kollektif Şuur 12/12/2007: Kutlu Zaman Dilimi Üç Aylar
12/12/2007: Kuvvetin Çılgınlığı 12/12/2007: Namaz 12/12/2007: Olanlar ve Olması Lâzım Gelenler
12/12/2007: Sitem ve Beklenti12/12/2007: Süleymaniye12/12/2007: Sürat Çağı veya Tekarüb-i Zaman
12/12/2007: Toprak12/12/2007: Ümit Ufku 12/12/2007: Yenilenme Fantezisi
12/12/2007: Zamanı Bir Başka Duyuş
11/12/2007: Peygamberimizi Değerlendirme
12/12/2007: Ve Gönüller Rikkatle Çarparken
12/12/2007: Yeniden Yeşeren Düşünceler
11/12/2007: Problem Çıkarılan Değil, Çözen İnsan Olma ve Sahâbe
11/12/2007: Riya, Riyayı Tanıma ve Ondan Kurtulma
11/12/2007: Salih Amel
11/12/2007: Sebeplere Riayet ve İlâhî İrade'ye Muhalefetten Kaçınma
11/12/2007: Selçukluların İlk Döneminde Düşünce Hayatı ve Bazı Tarikatlar
11/12/2007: Sırat-ı Müstakîm Üzere Kalabilme
11/12/2007: Sürekli Murakabe ve Muhasebe
11/12/2007: Şahitlikte Erkek ve Kadın
11/12/2007: Şehit ve Hakk'a Şahitlik
11/12/2007: Şiir Değerlendirmesi
8/12/2007: Tâlî Prensip veya Vasıtaların Aslî Prensipler Haline Gelmemesi İçin
8/12/2007: Talût'un Ordusunun Nehirle İmtihanı ve İptilâlar
8/12/2007: Tartışma ve Tebliğ
5/12/2007: Tenasüh ve Farklı Âlemler
5/12/2007: Tevbe İle Günah Öncesi Manevî Hâli Aşma
5/12/2007: Toptan Helâkta 'Muamelâttaki' Zulmün Yeri
5/12/2007: Türk Dünyası ve İslam Dünyası
5/12/2007: Uhud, Hz. Hamza ve Ruh Dokusu Uyumu
5/12/2007: Vech'in Manâsı
5/12/2007: Yaratılış Mucizesi Karşısında
5/12/2007: İbretlik Hatıralar (6)
5/12/2007: İbretlik Hatıralar (6)
5/12/2007: Tevbe İle Günah Öncesi Manevî Hâli Aşma
5/12/2007: Toptan Helâkta 'Muamelâttaki' Zulmün Yeri
5/12/2007: Türk Dünyası ve İslam Dünyası
5/12/2007: Uhud, Hz. Hamza ve Ruh Dokusu Uyumu
5/12/2007: Vech'in Manâsı
5/12/2007: Yaratılış Mucizesi Karşısında
5/12/2007: İbretlik Hatıralar (6)
5/12/2007: İbretlik Hatıralar (6)
5/12/2007: Ulemâ, Şiir ve Osmanlı Döneminin Fıkhî Eserleri
5/12/2007: Vahdet-i Vücud, Allah'ın Zâtı ve Sıfatları
5/12/2007: Başlıksız
5/12/2007: İbretlik Hatıralar (7)
5/12/2007: İbretlik Hatıralar (5)
5/12/2007: İbretlik Hatıralar (4)
4/12/2007: İbretlik Hatıralar (3)
4/12/2007: İbretlik Hatıralar (2)
4/12/2007: İbretlik Hatıralar (1)
3/12/2007: BEDİÜZZAMAN ABDÜLHAMİD’DE YANILDI MI?
29/11/2007: Bediüzzaman Hazretlerinin sahsina ait esyalari
29/11/2007: Yaratılış ve Nefislerin Yaratılışına Şahit Olmama
29/11/2007: Yolda Dosdoğru Gitme ve Bunun Neticesi
29/11/2007: Bediüzzaman Hazretlerinin sahsina ait esyalari
29/11/2007: Bediüzzaman Hazretleri "Menfi Milliyetçilik" yapmışmıdır ?
29/11/2007: Münazaratta geçen ifadeyi,Hocaefendi farklı mı söylüyor ?
29/11/2007: Bediüzzaman Said Nursi'nin Medeniyet görüşü
29/11/2007: Bediüzzaman, Edebiyat ve Gazali
29/11/2007: Bediüzzaman'ın Mesnevî'si Üzerine
29/11/2007: Üstad ve Evrâd u Ezkâr
29/11/2007: Kastomonu Lahikası'ndan
29/11/2007: Kastamonu'dan...
29/11/2007: Hıristiyanlık ve Teslis İnancı
29/11/2007: Avrupa'da İslâm
29/11/2007: Diyalogda İslâmî Ölçü
29/11/2007: Diyalog Kapısını Kapatmama
29/11/2007: Hz. Mesih ve Misyonu
29/11/2007: Hoşgörüde Denge
29/11/2007: Peygamberimiz ve Yabancı Murahhaslar
29/11/2007: Muhammedî Ruh ve Mânâ İçinde Diyalog
29/11/2007: Ehl-i Kitap'la Diyalog
29/11/2007: Rusya'da Türk Okulları kapanıyor mu?
29/11/2007: Hoşgörü Ortam ve Atmosferini Sürekli Kılma
29/11/2007: Kur'anda "Biz" Sözünün Hikmetleri
29/11/2007: Demokrasi Hâlâ Yokuşu Tırmanıyor
29/11/2007: Efendimiz’i (SAV) Rüyada Görmek
29/11/2007: Osmanlı'da Gayrimüslimlerin Askere Alınmaması
29/11/2007: Ahirzamanda İslam'ın Batıdan doğması
28/11/2007: Gerçekler ve İtirazlar Arasında "Hoşgörü ve Diyalog"
28/11/2007: Faizsiz finans kurumları
28/11/2007: Özel Finans Kurumları ve Faiz Yasağı
28/11/2007: Dinlerarası Diyalog
28/11/2007: Gülen Hocaefendi'yi Eleştirenlerin Aşamadığı Kültürel Uçurum
28/11/2007: Hocaefendi'nin hatırlatmalarına kulak verelim
28/11/2007: Bir Mürşit ve Mübelliğ Olarak Bediüzzaman
28/11/2007: Dindar Demokratlar
28/11/2007: BEDİÜZZAMAN ABDÜLHAMİD’DE YANILDI MI?
28/11/2007: İslam'ın Tevrat ve İncil'e Bakışı
28/11/2007: Müslüman Perspektifinde Teslis İnancı
28/11/2007: Hıristiyanlarla Mücadelenin Tarihi Seyri
28/11/2007: İslâm'ın İlk Yıllarında Hidâyet Olgusu ve Mühtedi Yahudi ve Hıristiyanlar
28/11/2007: Küreselleşmenin Eşiğinde İslâm-Hıristiyan Diyaloğu
28/11/2007: İnançsızlığa Karşı Semavî Dayanışma
28/11/2007: Diyalog Hizmetlerine Suriyeli Müslümanlardan tam destek
28/11/2007: EHL-İ KİTAPLA DİYALOG VE BAYRAMLAŞMA
28/11/2007: Afrika'da Yaşananlar
28/11/2007: Bediüzzaman'ın talebesinden Diyalog Hizmetlerine tam destek
28/11/2007: Mukarrabin lüks yaşayamaz mı?
28/11/2007: Önyargının ilacı kültürel diyalog
28/11/2007: Çekilmeyen Fotoğrafın Hikayesi
28/11/2007: Müslüman olan Papaz`ın anlattiklari ve itiraflari
28/11/2007: İslamı öğrenmek Hıristiyanların da hakkı....
28/11/2007: Dünya Müslümanlarına yapılan Zulümleri kınayan Hıristiyan ve Yahudiler
28/11/2007: Fethullah Gülen Hocaefendi'nin "Sonsuz Nur" isimli eseri ile müslüman oldum !
28/11/2007: Uzaklarda "DİYALOG" Konuşmaları..
28/11/2007: Üstad Bediüzzaman Said Nursi ve Suleyman Hilmi Tunahan Efendi
28/11/2007: Diyalogun Önemi Nedir? Diyalog Bir İhtiyaç mıdır Yoksa Olmasa da Olur mu?
28/11/2007: Medine’deki son istasyona 88 yıl sonra ilk ziyaret
28/11/2007: Kinde Kabilesinden ayağı sakat adam veya Hatemül Evliya (3)
28/11/2007: Hahamlar Meşru Savaş Doktrinini Tartışıyor
28/11/2007: Kinde Kabilesinden ayağı sakat adam veya Hatemül Evliya (2)
28/11/2007: Düşenlerle düşmemeli...
28/11/2007: Hz. İsa (as) geldi mi?
28/11/2007: Barışın önündeki engel Hizbullah mı, İsrail mi?
28/11/2007: Kendine Güvenen Bir Türkiye AB'yi Güçlendirir
28/11/2007: Çağdaş Bir Mevlânâ Buldum
28/11/2007: Bizim (Hıristiyan) radikaller de diyaloğa karşı
28/11/2007: Diyalogdan Maksat Nedir? (Şiir)
28/11/2007: Kinde Kabilesinden ayağı sakat adam veya Hatemül Evliya (1)
28/11/2007: Hz.Mehdiyi aramak ...
28/11/2007: Mehmet Kırkıncı Hocaefendi, Fethullah Gülen Hocaefendiyi anlatıyor I + II + III
28/11/2007: Bir Bakıver Ya Rasulallah (sas)
28/11/2007: Demagoji Mübtezelliği ve Çarpıtılan Gerçekler
28/11/2007: Dinlerarası Diyalog ve Örnek Bir Medrese
28/11/2007: Said Nursi'nin Düşüncesinde Diyalog ve İhlas
28/11/2007: Dünya barışına "Sünnet-i Seniyye" modeli
28/11/2007: Vatikan nazarında Bediüzzamanın irad ettiği "Hutbe-i Şamiye"
28/11/2007: Diyalog karşıtlarının amacı Müslümanları zayıflatmak
28/11/2007: Diyalog üzerine...
28/11/2007: Kalvin benzetmesi ve Fethullah Gülen
28/11/2007: Kaf dağı yamaçlarında aranan "Reva"
28/11/2007: GENÇLERİ HIRİSTİYAN YAPACAKLAR!
28/11/2007: Vatikan Büyükelçiliği İstanbul Temsilcisi:"Allah Birdir, Hz.Muhammed(SAV) Allah'ın Son Peygamberi"
28/11/2007: Dunyayi Kucaklastiran Sevgi Okullari
28/11/2007: Sevgi köprüleri...
28/11/2007: Neredesin Hey Hoşgörü?
28/11/2007: Kimimiz Çalıştık, Kimimiz Nutuk Attık
28/11/2007: Ayrımcılığın Panzehiri: İslam!
28/11/2007: Tartışılan bir konu: Dinlerarası diyalog
28/11/2007: Alternatif Olma, Devlete Sızma
28/11/2007: Diyalog Alan Açıyor Kendine
28/11/2007: Gülen Hareketi Ilımlı Değil, Yapıcı
28/11/2007: Gülen Hareketi Ilımlı Değil, Yapıcı
28/11/2007: Redm-i Azim'in Harcı Bile Olsa...
28/11/2007: 'Dinin Toplumda Güçlü ve Yapıcı Bir Rolü Var'
28/11/2007: Uzakta, Bir Yerlerde...
27/11/2007: Chicago'dan Houston'a; İslam Düşüncesinde "Rönesans"ın İpuçları...
27/11/2007: Şiddet Şiddetle Önlenmez
27/11/2007: Gülen'in Tarihî İkazlarına Karşı Tarihî Saptırmalar
27/11/2007: Yine Yollarda...
27/11/2007: Yine Yollarda...
27/11/2007: Amerika'daki Türkler de 'Diyalog' Dedi
27/11/2007: Bozulan din değil insan
27/11/2007: Evrensel barış için ruhanî devrim
27/11/2007: Küresel teröre karşı kitlesel dua
27/11/2007: Nurlar dünya barışına ışık tutuyor
27/11/2007: Mardin Kapısında barış türküsü
27/11/2007: Bir hizmet eri: Ebûbekir Efendi
27/11/2007: Sorun dinlerden kaynaklanmıyor!
27/11/2007: Medeniyetler buluşması
27/11/2007: 166 bin İncil nasıl 8 milyon dağıtıldı?
27/11/2007: Hangi Batı? Hangi İslam?
27/11/2007: Diyalog sonrası Hakikati gören Katolik Profesör : "Kur'ana tabi olun !"
27/11/2007: Bu Ramazan Ayı Kalbime Bir Umut Yağmuru Yağdı
27/11/2007: Evrensel Barışa Doğru
27/11/2007: Diyalog adına bir mektup
27/11/2007: Bediüzzamana hergün duâ ediyorum
27/11/2007: Barış Köprüleri
27/11/2007: "Bazı Yerlere Henüz Ulaşılamadı"
27/11/2007: Evrensel Barış
27/11/2007: kitap ehlini dost edinmeyin...
27/11/2007: Diyaloğun Meyveleri
27/11/2007: Neden Diyalog-1
27/11/2007: Küreselleşmenin Dalgakıranı
27/11/2007: Diyalog Çiçeği...
27/11/2007: 'Diyalog kopunca tebliğ imkânı da ortadan kalkar
27/11/2007: Uzakdoğu'da Diyaloğun Meyvesi
27/11/2007: Abant Platformu
27/11/2007: Hayatı Kur'an olan birisi...
25/11/2007: Kutlu insan...
25/11/2007: Diyalog Süreci
25/11/2007: Diyalogda yeni bir adım
25/11/2007: Dinler ve barış
24/11/2007: Diyalog uzun ince bir yol
24/11/2007: Müslümanlar Tanındıkça...
24/11/2007: Gezegenimiz...
24/11/2007: Düşünce Hegemonyası
24/11/2007: Ya Kardinal ya da...
24/11/2007: Kilisedeki Hilal
24/11/2007: İspanya'dan
24/11/2007: Nobel’e aday göstermeliyiz
24/11/2007: Diyaloğun Meyvesi
24/11/2007: Seviyenizi yükseltin!
24/11/2007: Yükselmenin en alçakçası!
24/11/2007: "Diyaloğun Meyveleri" ve Türkiye
23/11/2007: Bir Serçe Bir Kartalı
23/11/2007: Gülen, Batı'da bir ses olmalı...
23/11/2007: Diyaloğun Meyveleri
23/11/2007: Kara plan...
23/11/2007: Diyalogdan korkanlar
23/11/2007: Âb-ı Hayata Kavuşmuş Gibi
23/11/2007: Şefkate Aç ve Muhtaçlar
23/11/2007: Bir ‘papaz’ hikayesi
23/11/2007: VTR Arası Aparkat!
23/11/2007: Hoşgörü ve diyalogda ısrar
23/11/2007: Komplocudur, Uydurur
22/11/2007: İnsaf Dinin Yarısıdır
22/11/2007: 35 Bin Kilise Evi Bulduk!
22/11/2007: Şeytanın sağdan yaklaşması
22/11/2007: Mülâane ve Mübâhele
22/11/2007: Bu tarz iftira ilk değil
22/11/2007: Değişen Bir Şey Yok....
22/11/2007: Türkiye Hıristiyanlaşıyor mu ?
22/11/2007: Tahrik
22/11/2007: 28 Şubat-Misyonerlik İlişkisine Devam...
22/11/2007: 28 Şubat'ın Misyonerliğe Hizmeti
22/11/2007: Hoşgörü sürecinin tahlilinin tahlili
22/11/2007: Misyonerlik ve nüfus kütükleri...
21/11/2007: Diyalog hakkında son mülahazalar...
21/11/2007: "Var ya Resulullah! Fethullah Gülen Hocaefendinin bir yurdu var."
21/11/2007: Fethullah Gülen'in "Avrupa'nın Şansı: Kültürler Diyalogu II" Sempozyumu'na Gönderdiği Mesaj
20/11/2007: Büyüklere saygı akideye ters düşmemeli
20/11/2007: 12 Eylül 2006'da Diyarbakır'da Meydana Gelen Terörist Saldırılar Münasebetiyle Yayınladığı Mesaj
20/11/2007: Bayram Ali Öztürk Hocaefendi İçin Verdiği Taziye Mesajı
20/11/2007: M.Fethullah Gülen'e Göre Sigaranın Dindeki Yeri
20/11/2007: Onlar Bizim Efendilerimizdir
20/11/2007: "Islah olmayacaklarsa Allah Yuvalarını başlarına geçirsin..."
20/11/2007: Başkanlık Kimin Hakkı?
20/11/2007: Dua Seferberliğine Çağrı
20/11/2007: Murat Türker’e samimane bir çağrı
20/11/2007: Müslüman, misyonere bilgi ile karşılık verir, kaba kuvvetle değil
20/11/2007: Onlar Bizim Efendilerimizdir
20/11/2007: "Tevazu ve Hüsn-ü zan" : BİRBİRİMİZE KARŞI İHMAL ETTİĞİMİZ EN BÜYÜK VAZİFE
20/11/2007: ‘Ben bunun için Müslüman olmamıştım’
20/11/2007: İşçi Hakları ve İşçi-İşveren Münasebetleri
20/11/2007: Türk Diline aşığım
20/11/2007: Muvakkat Fırtınalar ve Daimi Meltemler
20/11/2007: Belki Bir Gün Biz de Dirileceğiz
20/11/2007: Din, Laiklik ve Yabancı Servisler
20/11/2007: Papa ve diyalog
20/11/2007: Risale-i Nur'la Tanışması (M.Fethullah Gülen Hocaefendinin)
20/11/2007: Allah Dostları Ramazanı Nasıl Yaşıyorlardı?
20/11/2007: Gülen: Menfur saldırıyı havsalıma sığdıramıyorum
20/11/2007: Papa , Şiddet ve Diyalog
20/11/2007: Güneydoğu sorununa çözümler
20/11/2007: Papaya Rağmen Diyalog
19/11/2007: Merkez-Muhit Hattında Hoşgörü
19/11/2007: İnsaf beklentisi boşuna !
19/11/2007: Astral Vücud veya insanın dublesi
19/11/2007: Hoşgörü Sürecinin Tahlili
19/11/2007: Başlıksız
19/11/2007: RAMAZAN: ŞEHR-İ İNFAK
19/11/2007: Karikatür tartışmalarının yaşandığı İsveçte İbrahimî Dinler Çadırı
19/11/2007: Gülen'in Diyalog Anlayışı ve Osmanlı Hoşgörüsü
19/11/2007: Diğer Din Mensuplarıyla İlişkiler ve Birlikte Yaşama
19/11/2007: HAKSIZ VE ASILSIZ BİR TAARRUZA KARŞI BİR BEYANAT
19/11/2007: "Fethullah Gülen Hocam Seyyidler soyundandır"
19/11/2007: Tedricilik prensibini bugün nasıl kullanabiliriz?
19/11/2007: İttihad-ı İslamın neresindeyiz ?
19/11/2007: Onların hiç siyasete bulaşmaması lazım
19/11/2007: "Sarıklı Genç" sakın Metin Karabaşoğlu olmasın.? (*)
19/11/2007: Lügatımızda darılma-kırılma olmamalı…!
19/11/2007: Fethullah Hoca'nın 'misyonerleri' neyin peşinde?
19/11/2007: Diyalog nedir, ne değildir?
19/11/2007: Bediüzzaman Hazretlerinin Talebesi Abdullah Yeğin , Hocaefendiyi ziyarete gitti
19/11/2007: Hz. Mevlânâ'dan günümüze bir diyalog örneği
19/11/2007: Cübbeli Ahmet Hoca “Diyalog Hizmetlerini” desteklese ne olur desteklemese ne olur ?
19/11/2007: Bir Hıristiyan ile altı saat
19/11/2007: Bir Hıristiyan ile altı saat
19/11/2007: Diyalog Aleminin Işık Ülkesi
19/11/2007: Tehlikeli senaryo
19/11/2007: Ayrılık Vesikası (Bamteli sessizliği üzerine bir Şiir denemesi)
19/11/2007: Yahudiler Çanakkale’de bize karşı savaştı mı?
19/11/2007: Bamteli “sessizliği”
19/11/2007: İncil ve Kur’an mukayeseleri
19/11/2007: Amerika ve yönetimi
19/11/2007: Mızrabına Kurban Olduğumuz Neden Sustu "Bamteli"?
19/11/2007: İslâm ve biz Müslümanlar
19/11/2007: Fıkıh Medeniyeti
19/11/2007: Müslümanlar gayrimüslimlere nasıl davrandı?
19/11/2007: Mehmet Kutlular'ın , Hocaefendiyi eleştirmesi...
19/11/2007: Bana rağmen yürüyen Kervan
19/11/2007: Kuru Bir Dudağın Fısıltısı
19/11/2007: Hoşgörü AHLÂKINA İhtiyaç Duyulan bir Asırda...
19/11/2007: Temsil
19/11/2007: Diyaloğun semeresi ve Hastanelerde ilk İmam
19/11/2007: Orta Asya steplerinde bir Türk okulu
19/11/2007: Cuntacılar
19/11/2007: 6 yıl sonra gelen adalet!
19/11/2007: E.B.İ.D Çok Gizli
19/11/2007: 23 Nisan: Dünya Çocukları Arasında Diyalog ve Hoşgörü Bayramı
19/11/2007: Alman Medyasında "Fethullah Gülen"
19/11/2007: Dindar gençler ve suç
19/11/2007: MISAFIR DEFTERI
19/11/2007: Bir diyalog örneği
19/11/2007: Bediüzzaman'dan Çağı Aşan Çözümler
19/11/2007: Ey "El-Emin” (s.a.s), Emanetlerin "El-Aman!" Derler...
19/11/2007: Haricî Yobazlığı ve Kirletilen Sayfalar
19/11/2007: "Osmanlı kiliseleri" veya Abdülhamid sinagog yaptırmış mıydı?
19/11/2007: Vatikan’da kilise yaptıran padişah kim?
19/11/2007: Elde kaldı bir Misyonerlik Yaftası...!
19/11/2007: Bir yumurta ile ortalığı ayağa kaldıranlar ve Gülen Okulları
19/11/2007: Kâbusla Gelen İhanet
19/11/2007: Haydar Baş'tan gelen tarihi(!) mektub
19/11/2007: Vekillerin en güzeline Havale
19/11/2007: Kusur arama hastalığı veya Alternatif olma gayreti
19/11/2007: İslam’ı sevdirecek örnek tepkiye ihtiyaç var!.
19/11/2007: Yeniçağ'dan Cumhuriyet'e Yol Gider
19/11/2007: Gülen'in Terörle İlgili Açıklamaları Ders Malzemesi Oldu
19/11/2007: Kur’an’ın İncilleştirilmesi
19/11/2007: Fethullah Gülen Okullarına 'Yasak'
19/11/2007: Yümni Sezen'in "İhanet" Kitabı
19/11/2007: Diyaloğun başka bir boyutu
19/11/2007: Karikatür Krizinden Diyalog Eleştirisine
19/11/2007: Diyalog boşuna mı?
19/11/2007: Ne oldu, neden oldu, ne yapmalı?
19/11/2007: Ağrı Dağı’nın müthiş infilakı
19/11/2007: Aleyhtarlığı artırmamak dahi hizmettir!
18/11/2007: Haçlı Seferleri Doğu Kilisesi’ne karşıydı
18/11/2007: Fethullah Hocaefendi'den güzel bir açıklama
18/11/2007: İslam Kalvinistleri
18/11/2007: Ufkun Ötesini Yaşayan İnsan
18/11/2007: "Gözü Yaşlı Vaiz"den Uluslararası Fenomene Fethullah Gülen
18/11/2007: Erbakan’ı hapsetmek
18/11/2007: Bizimkisi bir hasret...
18/11/2007: Putperest ailenin Allah diyen bebeği
18/11/2007: Said Nursi'den Fethullah Gülen'e Gözyaşı Medeniyeti
18/11/2007: "Dinler Arası Diyalog" Karşıtlığının Ortaya Çıkarttığı İlginç Beraberlikler
18/11/2007: İftira Şebekelerinin Ekmeğine Yağ Süren Bazı Tavır ve Davranışlar
18/11/2007: Başkasının Günahına Ağlayan Adam!..


